Cehennem adı, ibranice “Ge ben hinnom” adından türeme imiş. Bugünkü İsrail topraklarında yaşayan Kenan halkının, eski Tanrıları “Moloh” için kurbanları “yaktıkları” yer. “Dinsel” törenleri için, ağırlıklı olarak çocukların yakıldığı bir yer. Canlı olarak yakıldıkları bir yer. Kudüs şehrinin hemen dibinde, eğimli bir vadi. Zaman içinde, kemiklerle dolu, iğrenç kokan bir vadiye dönüşüyor ve vadinin adı da “Gehenna” adına dönüşüyor. Bu akıldışı ve hasta gelenek, eski dinin terk edilmesi ile geride kalıyor. Ama hastalıklı bir düaliteye sahip şu 3 dinin kitabına “cehennem” kavramı olarak giriyor, insanoğlunun bir din için kendi zalimliği ile yarattığı o cehennem. İşin garip tarafı da, Kenanilerin adak olarak çocukları öldürdükleri “Moloh” tanrısı da zaman içinde Malik olarak müslümanlıkta karşımıza çıkıyor. Cehennem bekçisi “Malik”. Hem çocukları öldür bir Tanrı için. Sonra o cehennemi kitabın içine koy ve şu Molohu da cehennem bekçisi olarak görevlendir. “Yeter artık” diye isyan edince de, başka bir şey akla geliyor. Gene aynı coğrafya, Homo Sapiens’in ilk doğal yıkımı büyük bir beceri ile gerçekleştirdiği yer. Binlerce yıldır, Natufi insanından beri (MÖ 10 bin cıvarı sanırım) insanın yoğun olarak faaliyet gösterdiği yerler. Tarım, metal işleme, hayvancılık derken o dar coğrafya çölleşiyor ve düalist inançlara ilham kaynağı olacak ekolojik “cehennem”e neden oluyor. Sonra da yukarıdaki trajik kurban adama. Aynaya baktığınızda, iyi birisini görüyor olabilirsiniz. Eğer iyi birisi iseniz, insan olduğunuz için değil, insan olmanıza “rağmen”dir.